Müzik, dramatik anlarda hafifçe geriye çekilerek diyalog ve görsel ögelerin önüne geçmiyor; tam tersine duygusal yoğunluğu artırıyor.
Film, bu izole edilmiş adada hayatta kalmayı başarmış küçük bir topluluğu konu alıyor. Yıllar süresince dış dünyadan kopuk kalan bu grubun kurduğu yeni düzen, bir grup kaşifin adaya ayak basmasıyla Tehlikeli bir hal alır. Virüsün mutasyona uğramış yeni türleri ve hayatta kalanların vahşi içgüdüleri, filmini serinin en kanlı ve gerilim dolu bölümlerinden biri haline getiriyor. Kimin enfekte olduğunu, kimin insan olduğunu ayırt etmenin giderek zorlaştığı bu kaos ortamında, korkunun yeni bir tanımı yazılıyor.
, insanlığın küresel iklim felaketine tanık olduğu bir dünyada, bir grup bilim insanının ve bir gazetecinin, felaketin kökenini ve çözümünü araştırmak için verdikleri mücadeleyi konu alıyor. Film, “kıyamet sonrası” atmosferini gerçekçi görsellerle birleştirirken, karakter odaklı dramatik yapısıyla da izleyiciyi içine çekiyor.
İmparatorluk Hastanesi'nde tedavi gören Jim (Cillian Murphy), 28 gün sonra uyanır ve hastanenin boş olduğunu görür. Londra sokaklarında dolaşırken pek çok tehlikeyle karşılaşır. Bu süreçte, Selena (Naomie Harris) ve Mark (Noah Huntley) ile karşılaşır. Birlikte, virüsün olmadığı güvenli bir bölgeye ulaşmaya çalışırlar.